ÇALIŞMA PROGRAMI

Kabul Tarihi: 17.08.2003


 

Kader, Adıgeve Abhaz halklarını dünyanın dört bir yanına savurdu. Adıge ve Abhazlar günümüzde toplu olarak Türkiye, Suriye, Ürdün, Almanya, ABD, İsrail, Hollanda’da ve diğer ülkelerde yaşamaktadırlar.

Tarihi vatanında (Kuzey ve Batı Kafkasya) şu anda yaklaşık 700 bin Adıge yaşıyor. Adıgelerin kendi devlet kuruluşları var: Adıgey Cumhuriyeti, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti. Bu bölgelere ek olarak, Krasnodar eyaletinin Şapsığ bölgesinde, Mozdok’da, Uspen’de ve Rusya’nın diğer bölgelerinde önemli ölçüde Adıge yaşıyor. Abhazlar Abhazya’da yaşamaktadır. Günümüzde Abhazya Cumhuriyeti, Anayasası’na göre, egemen, demokratik ve yasal bir devlettir. Bu durum, 1999’da yapılan referandumda Abhazya halkı ve Abhazya Ulusal Egemenlik Yasası tarafından onaylanmıştır. Bu belgede, bu halkların etnik ve kültürel birliğini açıkça belirtmek için Adıge-Abhaz halkları kavramı kullanılacaktır.(Abhazya dışında Karaçay-Çerekes Cumhuriyeti içerisinde Aşuva ve Aşkaruvalardan oluşan yaklaşık 30.000 Abaza vardır.3000 kadar da Stavropol ve Moskova’da yaşamaktadırlar.) 

Kitlesel sürgünle sonuçlanan Adıgeve Abhaz halklarının trajedisinin somut nedenleri, izleri ve sonuçları yanı sıra somut planlayıcıları ve uygulayıcıları vardır. Bunlar bir an önce net olarak tanımlanmalıdır. 

DÇB, 19. yy’daki Rus-Kafkasya Savaşı’nın bitişinin 140. yıldönümü nedeniyle yapılacak aktivitelerin hazırlığına başladı ve bu halkların trajedisinin gerçek nedenlerinin ve tarihsel gerçeklerin açığa vurulmasının zamanının geldiğini düşünüyor. 

Arşivlerde bulunan tarihsel belgelerin analizi ile tanınmış Rus ve yabancı bilim adamlarının çalışmalarının sonucuna göre, Adıgeve Abhaz halklarının kendi vatanlarından kopup yabancı ülkelere dağılmalarının en önemli sebebi, 19. yy’daki kanlı Rus-Kafkasya savaşlarıdır. 

 Çarlık Rusya’nın Kafkasya’da sömürgeci politikası;

 Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere gibi ülkelerin bu bölge ile ilgili jeopolitik ve geniş çaplı politik manevraları;


 Müslüman din adamlarının ‘İslam ülkelerine’ göç için yaptıkları çalışmalar;

 Çoğu Adıgeve Abhaz soylularının üstünlük iddiaları ve emelleri sonucu oluşan sonuçsuz ve koordinasyonsuz eylemleri;

19. yy’daki Adıge halkının büyük trajedisini oluşturan nedenlerin bileşenleridirler.

Şunu da belirtmeli ki, Rusya’nın sonraki dönemlerde yer alan politik gelişmeler (ihtilaller, İç Savaş ve 2. Dünya Savaşı) Adıgeler’in 20. yy’da (daha az sayıda da olsa) dış ülkelere sürülmeleriyle sonuçlanmıştır. 

Bu gelişmeler, Adıgeve Abhaz halklarını, bir ulus olarak, yok olmanın eşiğine getirmiştir. Adıgeler ve Abhazlar, doğal asimilasyon süreci sonucu, Türkçe, Arapça, İngilizce veya Almanca konuşan çevrelerinde erimektedirler. Türkiye kıyılarına -sınırına sağ salim ulaşmayı başaranların zorlukları sadece yeni başlıyordu. Bir çok Adıge, kendilerinin alışık olmadığı iklim koşullarında yaşmak zorunda bırakılmaları, sınırlara yakın yerleştirilmeleri veya yerleştirildikleri bölgelerdeki savaşlar ve işgaller gibi nedenlerle ikinci ve üçüncü kez tehciri yaşamışlardır. 

Bütün bu zorluklara ve sıkıntılara rağmen halkımız ulusal kimliğini, dilini, kültürünü ve geleneklerini koruma yönündeki yıkılmaz istek ve inancını korumuştur. 

Yurt dışında hangi ülkede yaşarlarsa yaşasınlar Adigeler ve Abhazlar her yerde kendi şeref ve haysiyetlerini korudular, yaşadıkları ülkelerin yönetimi ve vatandaşları tarafından saygı gördüler ve ‘ikinci vatanları’ ile birlikte zorluklara göğüs geriyorlar. Adıgeve Abhazların, yaşadıkları ülkelerin devlet makamlarında en üst düzeylerde görevler almaları ve yasama organlarına seçilmeleri de bu durumu yansıtmaktadır. Adıgeve Abhazlar, orduda, poliste ve diğer hassas konumlarda önemli mevkilerde bulunuyorlar, bugün yaşadıkları ülkelerde bilimin, eğitimin ve kültürün gelişimine katkıda bulunuyorlar. Kardeşlerimizi anlayış ve güvenle kabul ettikleri için bu ülkelerin yöneticilerine ve halklarına teşekkür borçluyuz.


Fakat bu durum, yurt dışında yaşayan Adıgeve Abhaz kardeşlerimizin hafızalarından etnik anavatanlarının silinmesine yol açmadı. Adıgeve Abhaz kardeşlerimiz, içinde yaşadıkları ülkenin dili ve yabancı diller ile birlikte kendi ulusal dillerini ve geleneklerini de çocuklarına öğretmekte ve ulusal kimliklerini korumaktadır.

Asimilsyona karşı direnmek, akışını yavaşlatmak, çok zor bir iştir. İşte bu sorunu çözmek için kardeşlerimiz Çerkes kültür ve yardım derneklerini (‘xase’) kurdular. 

Halkımızın dünyanın dört bir yanına dağıtıldığı ilk günden beri, yurtseverlerin tek ülküsü var, tek hedef için çalışıyorlar: ulusu tekrar birleştirmek ve anavatana dönmek.

Asimilasyona karşı direnmekte, şüphesiz ki, yurt dışında Çerkes derneklerinin (xase) 1900’den itibaren kurulmasının büyük önemi vardır. Dernekleri kuran diasporadaki Çerkes liderler halkımızın korunması ve yeniden-doğuşu yolunda, bugün bile bazı insanların tam olarak anlayamadığı, olağanüstü adımlar atmışlardır. Bu insanlar, Adıge alfabesini hazırlamışlar ve bu alfabeyi kullanarak kitaplar basmışlardır. Adıgece eğitim veren okullar kurmuşlardır. Kendi dillerinde gazeteler yayımlamışlardır. Bu liste daha da uzatılabilir, fakat bütün yaptıkları arasında en bilge ve en doğru karar, Çerkeslerin gurbette bir ulus olarak yaşayamayacakları, bir ulusun varlığının ancak kendi tarihi anavatanında olabileceğini anlamaları ve bunu geniş kitlelere duyurmaya çalışmalarıdır. Onlar, dönüş sorunuyla ancak anavatanın başa çıkabileceğini, sadece yurdunda kalanların sürgünlerin dönmelerine yardımcı olabileceğini anlamışlardı. Böylece tüm çabaların tarihi anavatana yöneltilmesi gerektiği sonucuna ulaştılar. Baba ocağındaki ateşin yanmaya devam etmesini sağlayanlara yardım etmek için, sürgünleri eve getirme çalışmalarına katılmak için aralarında en hazır olanlar döndü ve böylece anavatanla diaspora arasında irtibat kuruldu. Ve şimdi, onca yıldan sonra ve onca hak ve olanaklar elde etmemizden sonra, ‘denizleri aşarak anavatana dönen öncülerin’ idealini az sayıda Adıge gerçekleştirdi. Bu durum onların başarılarını daha da yüceltmektedir. 

Yurt dışındaki Çerkes derneklerini kuranlara şükranlarımızı sunmak ve anılarını saygıyla anmak gerekir; bugün asimilasyona karşı çaba harcayarak halklarımızın korunması için çalışan, gücünü, sağlığını ve zamanını ‘xase’de çalışmaya verenlere saygımız büyüktür.

19. yy’daki Rus-Kafkasya Savaşı’nın bitişinin 125. yılı nedeniyle 1989’da Ankara’da ‘Kuzey Kafkasya Kültürü Haftası’nı düzenleyen herkese şükranlarımızı sunmalıyız. Suriye, Ürdün, Almanya ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden derneklerin temsilcileri yanı sıra, tüm Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri temsilcileri de bu etkinliğe katıldı. Kuzey Kafkasya Kültür Haftası katılımcıları tüm uluslardan dünya liderlerine, bilim adamlarına, yazarlara bir çağrıda bulundu: 

 Halklar arasında güven ve kardeşliğe dayalı bir dünya kuralım. Bu dünyada tüm dillerden savaş sözcüğünü atacak bir barış rüzgarı estirelim.

 Bu dünyada, küçük ve büyük diye ayırmaksızın, tüm ulusların kültürünü koruyalım ve geliştirelim. 

 Bu dünyada hiç kimse düşünceleri ve inançları için yargılanmasın.

 Bu dünyada kimse insanların kendi kültürü ve dili ile ilgilenmelerine engel olmasın.

 Bu dünyada hiçbir nedenle insanlar vatanını terk etmeye zorlanmasın.

Benzer bir organizasyon Ürdün’de 1991 Temmuz’unda Kral Hüseyin Bin Tallal himayesi altında düzenlendi ve DÇB’nin kurulması yönünde olumlu adımlar atıldı.

1990 yılında ‘AdıgeHase’ ve Kabardey-Balkar ‘Rodina’ derneği ile Amerika, Almanya ve Türkiye temsilcilerini (toplam 61 delege) bir araya getirip başta asimilasyon olmak üzere tüm Adıgelerin sorunları ile ilgilenecek bir uluslararası Çerkes derneği kurulması düşüncesini tarihimizde ilk kez öneren Hollanda’da toplanan Adıgelere de teşekkür etmeliyiz. 

Bu toplantıyı düzenleyenler herhangi bir program veya belge (fikrin kendisi dışında) sunmadıkları için, görüş alış verişinde bulunulduktan sonra ertesi yıl Uluslararası Çerkes Birliği’nin kurulması amacıyla gerekli hazırlıkların yapılmasından sonra Nalçik’te toplanılmasına karar verildi. 

Bugün hangi olayın DÇB’yi kurmanın başlangıç noktası olduğunu konusunda farklı görüşlerimiz olabilir. Fakat çoğunluk, tarihi anavatandaki temsilcilerin, Kuzey Kafkasya’daki kamusal ve resmi kurumların aktif katılımının bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını düşünmektedir. 

Sürgünde bulunanların zor kaderinden bahsederken, anavatanda kalan Adıge ailelerin yaşam koşullarının daha iyi olmadığını da açıklıkla ifade etmeliyiz. Devrimler, iç savaş ve dünya savaşları arasında kaldılar ve Ruslar ve SSCB’nin diğer halklarıyla birlikte korkunç baskılar, açlık ve yıkım altında ezildiler. Fakat aynı zamanda üretkenliğin hazzını yaşadılar, topraklarına sahip çıktılar, yeni devlet yapılanmalarını kurdular, ana dillerini ve halk kültürlerini korudular, bilim ve eğitimde büyük ilerleme gerçekleştirdiler. 

Yurt dışındaki kardeşlerini bulup onlarla irtibata geçen, onları anavatanlarına davet etme yollarını bulan, 

Kardeşleriyle yeniden buluşturan, resmi yapıları kullanarak anavatanlarına dönmelerini sağlayanlara da şükran borçluyuz.

Yurt dışında olduğu gibi Rusya’da da Adıgeler saygı ve güven sahibidirler, yüksek makamlarda görev başına geliyorlar ve yasama organlarına seçiliyorlar. Adil olmak gerekiyor! Komünist ve Sovyet yapılarının yanlışlıklarını kınarken, ulusal azınlıklara destek politikası sonucu Adıge ulusunun yok olmaktan kurtulduğunu ve Adıgelerin kendi devletlerine sahip olduğunu da unutmamak gerekir. Ayrıca, Stalinist ‘böl ve yönet’ politikasınca , Adıge ulusunun Rusya içinde asimilasyonunu hızlandırmak için, Adıge yurdunu farklı idari-bölgesel yönetimlere ayrıldığını da bilmiyor değiliz. .

Yurt dışındaki kardeşlerimizin temsilcilerinin Türkiye (1989), Hollanda (1990) ve Ürdün (1991) yaptıkları toplantıların önemi, Adıgelerin yurt dışında asimilasyon tehlikesiyle karşı karşıya oldukları yönündeki ortak anlayışı göstermesidir. 

Ankara’da Sürgün’ün 125. Yıldönümü Anısına düzenlenen Kültür Haftası’nda yayımlanan Çağrı’da ulusumuzun sorunlarını ancak tarihi vatanında yaşayan, ulusal dilini, Adıgexabzeyi, Adıge görgüsünü koruyan, kendi devlet yapılarına sahip olan kardeşleriyle birlikte çözülebileceği açıkça belirtilmişti.

Çerkes diasporasının Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinden gelen kardeşleri ile gerçekleşen görüşmelerden sonra, farklı ülkelerde yaşamalarına karşın tüm Adıgeve Abhazların, aralarında bir uzlaşmaya varmalarının, işbirliğini geliştirmelerinin ve birbirlerine destek olmalarının gerekliliği konusunda ortak bir anlayış oluştu. Açık olarak belirtmemiz gerekiyor ki, Adıgeler-Abazalar ortak devlet kurmak için çalışmıyorlar, bu bizim amacımız olmamalı. Biz, farklı ülkelerimizde yaşayan bir ulus olarak birleşmeye çalışmalıyız.


Anavatanda yaşayan kardeşlerimiz gibi, yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz de, geçmişte ve günümüzde çektiğimiz tüm acıların nedeninin Çar tarafından açılan yıkıcı savaş ve bu savaşı izleyen Osmanlı İmparatorluğu’na sürgünün olduğunu anlıyorlar. Fakat ulusların sonsuza dek nefret içinde yaşayamayacakları da açıktır. Bu dünyadaki tüm uluslar başka uluslarla savaştılar ve geçmişte çeşitli düşmanları oldu. Fakat yüzyıllarca birbiriyle savaşan uluslar bile sonradan anlaşıp birleşebiliyorlar. Bu yüzden Ruslarla ve Adıgeve Abhazların beraber yaşadığı diğer uluslarla anlaşmamız önem arz etmektedir. Tarihi anavatanda yaşayan Adıgeler , Rusya Federasyonu’nun kaderiyle kendi kaderleri arasındaki bugün için var olan ilişkiyi görmektedirler. Yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz de kendi kaderlerinin içinde yaşadıkları ülkenin kaderiyle bağıntılı olduğunu görmelidir. Rusya’da federalizmin ve demokrasinin güçlenmesiyle, ülkelerimizin de güçleneceğini düşünüyoruz. O zaman kardeşlerimizle ilişkilerimiz ve bağlarımız da güçlenecek ve gelişecektir. Halklarımız anavatanında daha fazla özgürlüğe sahip oldukça, diğer ülkelerde yaşayan Adıgeve Abhazların destek ve ilgisi de artacaktır. Rusya Federasyonu’nun Kosova Çerkeslerinin dönüşünü sağlaması, Rusya’da pek çok insanın bu ilkeleri benimsediğini gösteren memnuniyet verici bir kanıttır.

Bilindiği gibi, Rusya’da demokratikleşme süreci dönüş sürecini başlattı. Zorluklardan korkmayarak anavatanıyla sorunlarını ve sevinçlerini paylaşmaya karar verenler tarihi anavatanlarına dönüyorlar. Fakat mevcut olumlu koşullara karşın bu yolu izleyenlerin sayıca az olması üzüntü vericidir. 

Son 10 yılda Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Adıgey Cumhuriyeti ve Karaçay Çerkes cumhuriyetine yaklaşık 3000 kardeşimiz dönmüştür. Bu durumun nedenlerini gerçekçi bir şekilde incelemeliyiz. Burada Uluslararası Çerkes Birliği’nin bu sorunu nasıl gördüğünü belirtmemiz gerekiyor.

Bölgesel olarak dağılmış uluslar asmilasyon tehlikesi ile daha fazla karşı karşıyadır, çünkü bu ulusların hukuki, finansal, sanatsal ve diğer varlıklarını kültürel ve eğitim programlarına odaklanma olanakları yoktur; ulusal okul ve tiyatrolara sahip olmaz; gereken sayıda ve kalitede ana dilinde okul kitapları yayımlayamaz; kendi milli ekiplerini ve diğer sanatsal topluluklarını ayakta tutamaz; gerçek tarihlerini öğrenmek ve ulusal dilini geliştirmek için bilimsel çalışmalar ve araştırmalar gerçekleştiremezler.

Genç nesilleri Adıge xabze gelenekleri ve Abhaz görgüsüne göre yetiştirme olanakları da doğal olarak azalmaktadır. Gençler giderek artan oranda dış etkenlerin negatif etkisi altında kalıyor, kötü alışkanlıklar ediniyor. Bu zorluklar hem dışarıda, hem de tarihsel anavatanında yaşayanlar için geçerlidir. Fakat herkes için çok açıktır ki, ulus olarak dışarıda varlığını sürdürmek çok zor, hatta açıkça söylemek gerekirse, olanaksızdır.


Memlüklerin deneyimi bunu kanıtlıyor; Memlükler kendi devletini kurmuş oldukları halde bir etnik varlık olarak kendini koruyamayıp başka uluslar arasına karışıp gittiler.

Evet, dönüş düşüncesi veya ulusun tarihsel anavatanda birleşmesi cazip bir ulusal ideal olarak düşünülebilir ve bu düşüncenin gerçekleştirilmesi için çaba harcanabilir. Fakat her zaman, bu idealin uygulanmasının gerçeklik olasılığını göz önünde bulundurmak zorundayız. Deneyim, bunun kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleşmeyeceğini göstermektedir. Bunun, karmaşık ve zor bir süreç olduğunu, sadece liderler tarafından değil, geniş kitleler tarafından da anlaşılması gereken bir süreç olduğunu görmeliyiz. Bu sürecin gerçekleşmesi, uygun tarihsel koşullar ve bütün tarafların koordine çabalarını gerektiriyor.

Ne yazık ki bu gün tarafların tutumunu şöyle tanımlayabiliriz: Anavatan’da yaşayanlar ‘Gelsinler, neden gelmiyorlar’’ derlerken, dışarıda yaşayanlar da, ‘Bizi anavatana alsınlar, neden almıyorlar’’ diye sormaktadır. Anavatanda yaşayanlar, dışarıda yaşayanların kendilerini rahatsız etmeden sorunlarını çözmelerini yeğliyorlar. Dışarıdakiler de, anavatandaki bütün sorunların çözülmesini ve ülkenin zenginleşmesini bekliyor. Onlar da zahmette bulunmak istemiyorlar. 

Dönüş sorununa bu şekilde yaklaşmak sorunun çözülmesine katkı sağlamaz. Bu mantığı değiştirmek ve dönüşün desteklenmesi için uzun vadeli bir programın oluşturulması gereklidir. 

Bugün DÇB dönüş sorunu için acil bir çözüme sahip değildir. Esasen bütün Adıge ve Abhazların aynı anda anavatana dönmeleri gibi bir hedef de yoktur. Kurulduğu ilk günden beri DÇB, atalarının topraklarına dönmeye karar verenlere destek sağlamak ve yeni koşullara uyumlarına yardımcı olmayı amaç olarak benimsedi. İşte bu nedenle Kabardey Balkar ve Adıgey cumhuriyetlerinde ‘Geri dönenler’ ile ilgili yasalar çıkartıldı. Bu yasalar büyük finansal destek sağlamıyor fakat dönenlere mümkün olan tüm yardım sağlanıyor.


Bugün yurduna dönemeyenler ise bir anavatanları olduğunu hissetmeli. Bu anavatan Rusya Federasyonu içindeki Kuzey Kafkasya’dır ve bağımsızlığını ilan eden Abhazya’dır!

Bu vatanla bağlantıları sıkılaştırılmalı, ekonomik, bilimsel ve kültürel alanlarda iş birliği geliştirilmelidir. Anavatanla haberleşilmeli, çocuklar eğitim ve dinlenmeye amacıyla anavatana gönderilmelidir. Anavatan ana dilin öğrenilmesi, genç nesillerin Adıge Xabze gelenekleri ve Abhaz görgüsüne uygun şekilde yetiştirilmesine yardımcı olabilir. 

Bütün bu öneriler, 1991 Mayıs’ında yapılan Kuruluş Kongresi’nde kabul edilen DÇB tüzüğünde açık ve net bir şekilde yer almaktadır. 

Tüzüğe göre, Uluslararası Çerkes Birliği Yönetim Kurulu, Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçık’ta bulunacaktır. Bu durum, tüm kardeşlerimizin tarihsel anavatanlarına dönme zamanının geldiğinin açık işaretidir. DÇB geçici şube merkezleri diğer yerlerde de kurulabilecektir.

DÇB’nin tüzüğünde çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapılmıştır ama bu değişikler, programatik önemdeki kuruluşun amaç ve görevleriyle ilgili değildir.

Tüzüğe göre DÇB’nin amaçları şunlardır:

 Çerkes halkının yeniden doğuşu ve kültürel ve manevi mirasının gelişmesine, ulusal varlığın korunmasına ve gerçek Çerkes tarihinin saptanmasına yönelik olarak DÇB’nin üyesi olan Çerkes sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinin güçlendirilmesi ve koordinasyonu;

 Çerkes ulusunun karşı karşıya olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve dini sorunların çözümlenmesine destek olmak;

 Çerkeslerin yeniden birleşmesi ve Çerkes diasporasının tarihi anavatanıyla ilişkilerinin güçlenmesi için gerekli koşulları oluşturmak; 

 DÇB üyelerinin ekonomik, sosyal ve her türlü diğer haklarının korunmasını sağlamak ve mahkemelerde temsil etmek;

 Uluslar arasında barış, dostluk ve birliğin sağlanmasına yardımcı olmak; sosyal, ulusal ve diğer anlaşmazlıkların çıkmasını engellemek.

Tüzük, DÇB’nin görevlerini aşağıdaki şekilde tanımlamıştır:

 DÇB, Çerkes ulusunun gelişimine ilişkin ekonomi, hukuk, tarih, kültür, eğitim, demografya ve diğer konularda bilimsel araştırma projeleri düzenler ve yürütür;

 Çerkeslerin manevi ve kültürel gelişmesine yardımcı olur;

 Ana dilin öğrenilmesine ve tek Çerkes edebiyat dilinin yaratmaya yardımcı olur;

 Çerkes kültürel ve tarihsel varlıklarının tarihsel anavatana geri getirilmesine yardımcı olur;

 Çerkesler hakkında yazılmış el yazmalarını özel DÇB kütüphanesinin oluşturulması amacıyla derler;

 Akrabalık ilişkilerinin güçlendirilmesi, farklı ülkelerde yaşayan Çerkeslerin arasında, özellikle çocuk ve gençlere yönelik olarak, ilişkilerin arttırılmasına çalışır;

 Kanuna uygun şekilde tarihsel anavatanına dönmek isteyen Çerkeslere yardımcı olur.

DÇB’nin kuruluşundan bu güne geçen 11 sene boyunca bu amaçlar ve hedefler gözetildi. Koşullara ve Yönetim Kurulu üyelerinin aktifliğine bu amaçlara ulaşılmaya, bu hedefler gerçekleştirilmeye imkanlar oranında çalışıldı. 

Hiçbir şeyin gerçekleştirilemediği söylenemez. Anavatanda ve dışarıda çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi, bazı sonuçlar elde edildi. Fakat bu sorunların basit olmadığı açıktır; bu sorunlar yüzyıllar boyu farklı tarihsel dönemlerde oluşmuştur ve Yönetim Kurulu’nun bir döneminde tam olarak çözülmeleri mümkün değildir.
Bir dönemim Yönetim Kurulu üyeleri, diğer yönetime yönetimde bulundukları dönemdeki yanlışları ile birlikte tüm olumlu başarılarını ve sorunları da devretmektedir. 

Bazı DÇB Yönetim Kurulu üyelerinin zamanla aşırı politize olduğunu ve düşmanlarına, DÇB’yi milliyetçilikle, ‘Büyük Çerkesya’yı kurup Rusya Federasyonu’ndan ayrılmayı istemekle, bölücülükle damgalama fırsatı verdiğini görmeliyiz. Adıgelerin birleşik bir devlet kurmaya çalışmadıklarını hep söyledik ve bu şimdi de ilk amaç değildir. Kafkasya’daki farklı ülkelerde yaşayarak, bir ulus olarak birleşmeyi gerçekleştirmemiz gereklidir. 

DÇB nin statüsü uluslararası olarak her zaman belgelerle pekiştirilmiş olmadı. Herkes ‘Hase’ sözcüğünün manasını doğru anlamıyordu. Günümüzde bu sorunların çoğu gündemden kalktı ve resmi statü netleşti.

Bugün bir kez daha açıkça belirtilmiştir, DÇB politik faaliyetlerde yer almıyor; Rusya Federasyonu ve yurt dışındaki üyelerin -Çerkes dernekleri(Hase)- bulunduğu ülkelerin kanunlarına aykırı davranışlarda bulunmuyorlar.


DÇB, iktidarı ele geçirmek için politik mücadelelerde, bir şahsı ya da grubu iktidara getirme amacıyla kullanılamayacaktır.


Eğer herhangi bir nedenle dünyanın bir bölgesindeki DÇB üyesi politikaya girmek isterse o derneğinin yöneticileri DÇB’deki üyeliklerini sona erdirmeli ve bir siyasi parti kurmalı, ancak ondan sonra siyasi mücadeleye katılmalıdırlar.

DÇB’nin uluslararası statüsü DÇB tüzüğünde değişikliklerin kaydedilmesi sırasında dış üyelerinden de gerekli dökümanların alınmasıyla belgelendi ve 2001 Mart’ında Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığı’nda eksiksiz olarak kayıt işlemi tamamlandı. 

DÇB’nin Beşinci Kongresi’nde seçilen Yönetim Kurulu, Çerkeslerin sorunlarını bilen kişilerden oluştu. Nalçık’te, Kabardey Balkar Cumhuriyeti Hükümeti ve Nalçık Belediyesi tarafından karşılıksız ve süresiz olarak DÇB’ye verilen ofislerin bakım ve onarım çalışmaları bitmek üzeredir. 

DÇB’nin çözmesi gereken sorunlar, hukuki ve finansal olanakları geliştirerek, hem tarihsel anavatanda, hem de dışarıda yaşayan Adıge ve Abhazların konumunu anlayarak, bilim adamlarımız ve yaratıcı aydınlarımızda devasa potansiyeli harekete geçirerek, tarihsel anavatanına sevgiyi geliştirerek ve genç nesillerin aktif katılımıyla, kararlı bir şekilde çözülebilecektir. Her ulusun tarihinde, ulusun kaderini belirleyen geçiş dönemleri olur; bu dönemlerde iktidarda olanlar ulusları için büyük yararlılık gösterebilir. 

Adıge ve Abhazlar işte böyle bir geçiş döneminde yaşıyorlar. Bu dönemde saygın toplumsal konumlarda olanlar ve eğitimli insanlarımız, bu ulusun geleceği için, ulusal dilimizin ve kültürel mirasımızın korunması ve geliştirilmesi için, genç nesillerimizin yetiştirilmesi için büyük bir sorumluluk altındadır. 

Dünya Çerkes Birliği’nde birleşen tüm sivil toplum kuruluşları bu sorunlarla ilgilenmek durumundadır.

Yönetim Kurulu, DÇB Başkanlar Konseyi’ne aşağıdaki faaliyet programını önermek istemektedir. Bu program bir dogma değildir. Dünyadaki değişmelere ve yeni amaçların ortaya çıkmasına göre değişiklikler,çıkartmalar ve ilaveler yapılabilecektir.

Yönetim Kurulu, hem tarihi anavatanında, hem de dışarıda yaşayan bütün Adıge ve Abhazlar için aşağıda belirtilen pratik görevleri hayati önemli olduğunu düşünmektedir. 

 Kabardey Balkar ve Adıgey cumhuriyetleri hükümetleriyle, tarihsel anavatanına ‘Geri dönenler’ yasalarına uygun şekilde dönen kardeşlerimize destek verilmesi için hükümet programlarının oluşturulması ve benimsenmesi için görüşmek; Karaçay Çerkes Cumhuriyeti yetkilileriyle böyle bir yasanın kabul edilmesine ilişkin görüşmek.

 Kabardey Balkar, Adıgey ve Karaçay Çerkes cumhuriyetlerinin kırsal kesimlerinde, dönen kardeşlerimizin ailelerine verilmek üzere arsa tahsis edilmesi olanaklarını aramak. DÇB üye kuruluşlarının yöneticileri ile birlikte anavatanına temelli dönmek isteyen şahıslara bu bilgileri ulaştırmak.

 Rusya Federasyonu Vatandaşlığı Kanunu’ vatandaşlık için geri dönenlerin Rusça bilmesini zorunlu kıldığı ve bu durum dışarıdaki kardeşlerimizin dönüş olanaklarını kısıtladığı için, Rusya Federasyonu Başkanı’ndan ve Rusya Parlamentosu’ndan, vatandaşlık için başvuruda bulunan kardeşlerimize yardımcı olunmasını istemek. Ayrıca RF Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla Adıge ve Abhaz diasporasının yaşamakta olduğu ülkelerdeki Rusya Büyükelçiliklerindeki kültür merkezlerinde Rusça öğrenim etkinliğinin arttırılmasını istemek.

 Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes, Adıgey ve Abhazya cumhuriyetleri hükümetlerin bünyesinde, DÇB ve yerel örgütlerin temsilcilerinin yer aldığı, Geri Dönenlere Yardım Komisyonları’nın kurulmasına öncülük etmek.


 Geri dönenlerin çocukların ilk okullarda okutmakta yardımcı olmak ve Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey cumhuriyetleri yüksekokul ve meslek okullarına girme avantajlarını sağlamak.

 Türkiye, Suriye ve Ürdün’deki Adıgeve Abhaz diasporalarının genç temsilcilerinin bu cumhuriyetlerin yüksek okul, enstitü ve üniversitelerinde eğitimi için mali destekle ilgili sorunlarını araştırmak.

 Yeni RF ‘Geri dönenler’ yasası ve oturum izni ve vatandaşlık alınmasına ilişkin yönetmeliklere göre dönenlerin tüm resmi işlemlerine yardımcı olmak.

 Cumhuriyetlerde ‘Geri dönenler günü’ organize etmek; Cumhuriyet yönetimleri ve DÇB Yönetim Kurulu geri dönenler arasında yıllık toplantılar düzenlemek. 

 Her sene 21 Mayıs’ta ‘19 yy. Rus -Kafkas savaşı kurbanlarını anma günü’ düzenlemek, aynı günün 140. yıldönümüne kadar gerekli anıtları tamamlamak. 

 19. yy’deki Rus-Kafkas savaşının sonuçlarının üstesinden gelinmesi’ne ilişkin yeni bir RF Kanunu’nun kabul edilmesine ve bu doğrultuda özel bir RF hükümet programının başlatılmasına ilişkin girişimlerde bulunmak.


 Üç cumhuriyetin (Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey) parlamentoları arasındaki Parlamentolar Arası Konsey’in çalışmalarını yeniden başlatmak veya Adıgemilliyetinden parlamenterlerden oluşan bir Koordinasyon Konseyi kurmak. 

 Çerkes diasporasının tarihsel anavatanıyla bağlantılarının kuvvetlenmesi için dış ülkelerde yaşayan genç kardeşlerimizin tatillerini geçirmek üzere anavatanlarına gelmelerine yardımcı olmak; diaspora ile ortaklaşa folklor festivalleri, konserler, sportif faaliyetler gerçekleştirmek; Kabardey Balkar, Adıgey ve Abhazya ile Adıgeve Abhazların yaşadığı ülkeler arasında hava yolu bağlantısı tesisine çalışmak. 

 Yurt dışındaki işadamlarımızın ve Kuzey Kafkasya iş çevrelerinin katılacağı ‘yuvarlak masa toplantıları’, konferanslar, sergiler ve fuarlar düzenlemek. 

 Yurt dışındaki kardeşlerimizi cumhuriyetlerimizdeki yeni yatırım programları konusunda bilgilendirmek, Rusya vergi ve gümrük kanunlarındaki değişikliklerden haberdar etmek. 

 Yurt dışındaki kardeşlerimizin yaşadığı ülkeler ile Kuzey Kafkasya kentleri arasında ‘Kardeş Şehir’ bağlantılarını kurmaya ve ilişkileri geliştirmeye devam etmek. 

 Ortak bir Adıgece radyo/TV ve haber ajansı kurmak. Çağdaş bilgisayar teknolojisinden faydalanmak suretiyle bilgi ve haber ağı oluşturmak, Çerkes diasporası ile habereşmek ve anadilin öğrenimine uzaktan katkı amacıyla uydu kanal kiralayarak televizyonla yayınlar yapmak.

 Ders kitapları ve edebi eserler yayımlamak, yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin çocukları için anadilde çizgi romanlar/filimler hazırlamak üzere mali imkanlarını aramak.

 Kültürel mirası korumak için Kabardey-Balkar ve Abhazya cumhuriyetleri devlet radyo ve televizyon kurumlarında ve yurtdışı arşivlerde bulunan eski Adıgeve Abhaz şarkılarını çağdaş bilgi taşıyıcılarına ve elektronik ortama aktarmak; . Gerektiğinde eski müzik kayıtlarının restorasyonunu yapmak ve notalara dökmek.


 Tek Adige alfabesini yapma çalışmalarını bitirmek ve tek yazı dilini kabul etmek; Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey cumhuriyetleri yüksekokullarında Adıgefilolojisi fakültelerinde eğitim programlarını birbirine yakınlaştırmak. 

 Cumhuriyetlerimizdeki eğitim bakanlıklarıyla işbirliği yaparak okullarda ana dilini öğretmenin seviyesini yükseltmek, Adıgece yeni okul kitaplarını yayınlamak; öğrencilerin ana dilini bilme seviyesini yükseltmelerini teşvik edecek faaliyetler ve yarışlar düzenlemek.

 Devlet dili’ statüsü olan dillerin pratikte kullanılmalarına yardımcı olmak. Bu dillerin, Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey şehir, köy ve cadde adları ile devlet daireleri yazılarında kullanılması için gerekenleri yapmak. 

 Adıge Ansiklopedisi’ ve ‘Kafkasya Tarihi’ eserlerini tamamlamak ve yurt dışında çevirilerini yayınlamak.


 Çerkes tarihine ilişkin belgeleri, yurt dışında yayınlanan Adıge yazarların eserlerini, Adıge dergilerini DÇB kütüphanesinde saklanmak üzere toplamaya devam etmek. 

 Olumsuz demografik göstergeleri göz önünde bulundurarak çok çocuklu ailelere maddi yadım ve teşvikler vererek doğum oranını arttırmaya çalışmak. 

 DÇB’nin internet sitesinde her hafta anavatanda gerçekleşen önemli siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmeler konusunda bilgi vermek.

 Adıge Psale’ gazetesinin internet sayfasını yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz için bilgi kaynağı olarak kullanmak.


 Yurt dışında yaşayan Adıgeve Abhazların yaşadıkları ülkelerin arşivlerinde bulunan bilimsel bilgi ve belgeleri derleyip değerlendirmek üzere bilim adamlarını görevlendirmek; halklarımızın karşı karşıya olduğu sorunların ve çözüm yollarının tespiti amacıyla bilim adamları, yazarlar ve müzisyenlerin toplantılarını organize etmek.

 DÇB tüzüğünde kayıtlı amaçların gerçekleştirilmesi için Hükümetle, uluslar arası kuruluşlarla, Sosyal Kurullar ve tüm fonlarla işbirliği yapmak.

 DÇB Tüzüğü’nde yer alan amaçların ve görevlerin gerçekleştirilmesine yönelik olarak, Rusya Federasyonu hükümet organlarıyla, uluslararası kuruluşlarla ve insani yardım kuruluşları ve vakıflarla işbirliği yapmak.

Güncel Programlar

Keine aktuellen Veranstaltungen.

Stat